skip to Main Content
Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı

Biyoçeşitlilik

Bilim adamları, yaban hayatının ‘felaketle düşüşte’ olduğu konusunda uyarıyor!

İnsan faaliyetleri doğal dünyayı yok ediyor; hayvan ve bitki türlerinin endişe verici bir hızla yok olmasına yol açıyor. Dünya liderleri şimdi sorunu çözmek için harekete geçme sözü veriyor. Fakat bu yetecek mi?

Biyoçeşitlilik nedir ve neden önemlidir?

Biyoçeşitlilik, yeryüzündeki tüm canlıların çeşitliliği ve yaşam ağında birbirlerine nasıl uyduklarıdır. Ayrıca biyolojik çeşitlilik, canlıların bu uyumunun oksijen, su, yiyecek ve sayısız başka yararlar getirmesidir. Doğadaki her canlının ve bitkinin doğanın kusursuz döngüsünde bir görevi ve katkısı vardır. Bu uyum ağındaki her hangi bir tür zarar gördüğünde yani azaldığında ya da yok olduğunda tüm döngüyü, dolayısıyla tüm dünyayı ve yaşamı etkilemektedir.

Son raporlar ve araştırmalar, doğanın durumu hakkında endişe verici sonuçlara ulaşıyor. Hazırlık süreci üç yılı bulan ve 15.000 referans malzemeye dayanana küresel doğa değerlendirmesi raporu, Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu (IPBES) tarafından derlenmiştir. Ve bu rapor bir milyon hayvan ve bitki türünün artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor.

WWF‘nin (Doğal Hayatı Koruma Grubu) büyük bir raporu da küresel memeliler, kuşlar, balıklar, amfibiler ve sürüngen popülasyonlarının 1970 ile 2016 arasında ortalama % 68 oranında düştüğünü gösteriyor. WWF’nin raporu, Covid-19 salgınının doğa ve insanların nasıl iç içe geçtiğine dair keskin bir hatırlatma olduğunu da belirtiyor. Habitat kaybı ve yaban hayatın kullanımı ve ticareti dahil olmak üzere pandemilerin ortaya çıkmasına neden olduğuna inanılan faktörler, yaban hayatındaki düşüşün arkasındaki nedenlerden bazıları. Yani yaban hayatı zarar görüyorsa mutlaka etkileri bize yansıyor. Çünkü biz insanlar da doğanın bir parçasıyız ve zarara verdiğimiz dünyada yaşıyoruz.


Yok olma çağında mı yaşıyoruz?

Bilim adamları, insanlığın geleceğini tanımlamak için şimdi ne yaparsak yapalım, altıncı kitlesel yok oluşa girdiğimiz konusunda uyarıyorlar. Diğer beş kitlesel yok oluş, dinozorları ve denizdeki birçok türü öldüren asteroit darbesini içeriyor.

İnsanlar avlanarak, aşırı balıkçılık yaparak ve ormanları ve otlakları keserek diğer türleri yok olmaya itiyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, son yıllarda memelilerin neslinin tükenmesinden neredeyse tamamen sorumluyuz. Ve tahminler, bu şekilde devam edersek, bu yüzyılda 550 memeli türünün daha kaybedileceğini gösteriyor.

Gezegeni paylaştığımız türler için en büyük sorunlardan biri, yollar ve şehirler inşa ederek ve yiyecek yetiştirmek için daha fazla toprak alarak doğayı dönüştürme hızımızdır.

Karadan okyanuslara plastik çöpler yollayarak balık stoklarını tüketiyoruz. Değerlendirmeler, toprağın % 75’inin ve okyanusların % 66’sının insan faaliyetleri tarafından bozulmuş olduğunu gösteriyor.

Yıkıma giden yoldan nasıl çıkacağız?

2019’da yapılan Hükümetler Arası Bilim Adamları paneli, bir milyon türün (500.000 hayvan ve bitki ve 500.000 böcek), bazılarının on yıllar içinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu sonucuna vardı.

Dünya, tarih boyunca insanların eylemlerinden her zaman acı çekmiş olsa da, son 50 yılda bu çiziklerin derin yaralar haline geldiğini görüyoruz; insanlar 1 milyon türü yok olmakla tehdit ediyor!

Bu gidişatı durdurmaya yönelik yapılan yeni çalışmaların sonuçlarında elde edilen modelleme kanıtları, acil koruma önlemi alırsak ve gıda üretme ve tüketme şeklimizi değiştirirsek, habitat kaybını ve ormansızlaşmayı durdurabileceğimizi ve hatta tersine çevirebileceğimizi gösteriyor.

Kaynak: BCC