skip to Main Content
Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı

Yaşamı

Faruk Yalçın, 23 Nisan 1923 yılında Ergani’de doğdu. Cumhuriyet’in ilan edildiği yıl hayata gözlerini açan Faruk Yalçın, babasının asker olması nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanını gezdi. Vazgeçemediği hayvan ve doğa sevgisine ise henüz çocukluk çağında tutuldu. Devlet Demiryolları bursunu kazanması hayatının dönüm noktasıydı. Kazandığı burs sayesinde İsviçre’ye giderek mühendislik eğitimi aldıktan sonra 1950’li yılların başlarında ülkesinde döndü. Türkiye’nin yalnızca en önemli iş adamlarından biri değil; aynı zamanda bir doğa sevdalısı, hayvan sever ve eğitim gönüllüsüydü. 1993’te doğa ve hayvan tutkusunu toplumla paylaşmak amacıyla Darıca’da Türkiye’nin ilk özel hayvanat bahçesi olan, bugünkü adıyla Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı’nı kurdu. 1994’te emekli olduktan sonra zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği parkın gelişimi için, tıpkı meslek hayatında olduğu gibi canla başla çalıştı. Ülkesine ve iş dünyasına istisnai katkılarda bulunan Faruk Yalçın, maddi olanaklarının yanı sıra gönlünü, bilgisini, zamanını ve emeğini doğayı paylaştığımız diğer canlılara adamaktan her zaman mutluluk duydu. Aynı zamanda biyoloji alanında araştırmalar yaparak bitki ve hayvan bakımı üzerine 21 kitap yazdı. Faruk Yalçın, 1 Aralık 2008 yılında, arkasında doğanın korunmasına yönelik ülkenin en önemli mesaj elçilerinden birini bırakarak hayata gözlerini yumdu.

Faruk Yalçın Hatırasına

Faruk Yalçın’ı anlatmaya çalışmak kolay değil ve evet, cesaret ister!

Onunla “tanışmak” isteyenlerin elinden tutabiliriz. Tek yapmanız gereken, arkasında bıraktığı izleri takip etmek. Sizin böyle bir şansınız var, çünkü izler çok derin, etkileyici ve anlamlı.

Faruk Yalçın 2. Dünya Savaşı ortamında İsviçre’de mühendislik eğitimi almıştır. Yaşama saygısı, kıymet bilirliği, insan sevgisi ve çevresine titizliği o dönemlerde ve çok genç yaşta gelişmiştir. İş hayatında eşi benzeri olmayan sayısız projeye imza atmıştır. Çok sağlam eğitimi kadar entelektüel birikimi ve parlak iş zekâsı mutlaka işlerini kolaylaştırmıştır, ama hepsinden daha da önemlisi, çok az insanda görülen, Allah vergisi diyebileceğimiz, kendine has bir tarz yaratabilmiş özel bir insandır. Günümüz iş dünyası literatüründe “vizyoner lider” sınıfının ilk örneklerindendir. Bu insanlar mükemmel tasarımlar yaratır, mükemmel çözümler bulur ve mükemmel eserlerin ortaya çıkması için uygulamadan taviz vermezler; işe olan tutkuları çalışanlar için emsalsiz bir modeldir. Tüm yaptıklarına bakarsanız “sihirli” bir dokunuşun varlığını hissedersiniz. Faruk Yalçın, hem eserlerini, hem yaratmanın gururunu her zaman çalışanlarıyla, takımın tüm oyuncularıyla paylaşmıştır. Bu bir inancın ifadesidir, sımsıkı bir kucaklamadır ve bu insanın cömertliğinin en güzel yansımasıdır. Siz de Faruk Yalçın’la tanışmak istiyorsanız, yaratmış olduğu dev bir tülün çekim alanına hoş geliyorsunuz!

Faruk Yalçın bir akıl ve gönül adamıdır. Rafine muhakeme kabiliyetini ince bir sabırla damıtabilmiştir; bunu insan ilişkilerinde çok net görebilirsiniz, akıldan vazgeçmeden her zaman kalbinin ve vicdanının sesini dinlediğini anlarsınız.

Dünyada ender insanlar vardır, onlar suyun kaynağıdır, suyun kendisidir, anlayışları ve dünyayı kavrayışları nehir kadar uzun ve su kadar sonsuzdur; sabırları doğdukları dağ kadar büyüktür, ve yol boyunca dokundukları her şeye, her insana yeni bir can verir, sanki kendi ölümsüzlüklerini paylaşır gibi, ve hiç vazgeçmezler, hiçbir şekilde dönmezler bu yoldan, ve bunları bir “nihai ödül” için yapmazlar. Üstelik bunları çok kolay yaparlar bu misyoner ruhlu insanlar. Onlar durağı olmayan sonsuz bir yolda aramaya, paylaşmaya ve vermeye devam ederler ve bunun kaynağı, verdikçe büyüyen sevgiden başka bir şey değildir. Yani, sevgiyi vermeyi zenginlik olarak görürler. Geçtikleri her yerde fark yaratırlar, dokundukları her şeyi güzelleştirirler, her adımda arkalarındaki çemberin büyüdüğünün farkındadırlar. Aklın vicdanla, zekanın sorumlulukla birleştiği müstesna bir haldir bu. Faruk Yalçın tam da budur. Varsa bir zarar, kendi içinde taşımayı tercih etmiştir. Varsa bir değer, çevresindekilerle paylaşmayı kendi inancının şartı olarak görmüştür. Bu da tevazu ve cömertliğin ötesinde akıl gözüyle mükemmelleştirilmiş bir tarzdır. Onunla zamanı ve mekânı paylaşan herkes buna benzer bir dokunuşu hissetmiştir.

Faruk Yalçın büyükten küçüğe, çok okumuştan en cahile, en komplike düşünenden en az düşünene, dünyanın farklı iklimlerinde, kültürlerinde yaşayan “yıldız” iş adamları dahil, yolunun kesiştiği insanların istisnasız tamamına, çok etkileyici bir bilgelikle yaklaşmıştır. Yaşadığı çevreyi önemseyen, geliştiren ve güzelleştirmek için elindekileri paylaşan tavrı, benzersiz doğa ve hayvan sevgisi, bugün topluma hediye ettiği, içinde nadide bitkileri ve hayvanları olan özel bir botanik park ve hayvanat bahçesi olarak yaşamaktadır. Tabii bu sadece bir gönül işi değildir; arkasında büyük bir disiplin, adanmışlık, ve mükemmel bir takım çalışması vardır.

Faruk Yalçın ile ilgili bilmeniz gereken son bir güzellik de tüm bunları derin bir sessizlik içinde yapmaya özen göstermiş olmasıdır. İçinde yaşadığımız Dünya, arka planda vitrine, alkışlayan kalabalık gürültüye, piyasaların ölçütlerine değer verirken; ülkeler ve şirketler rating hesaplan içerisindeyken, güce taparken, bunu nüfuza tahvil ederken, bu derin sessizliğin bir maksadı ve manası vardır.

Yaşarken gölgesi çok büyük olmuştu.
Şimdi yok.
Yarattığı boşluk daha da büyük …

Ben Aydın Yardım. Hayatımda Faruk Yalçın ile hiç karşılaşmadım; onu görmedim, dinlemedim, onun dersine girmedim, onunla birlikte çalışmadım, üzülmedim, eğlenmedim. Ve bu resim bana “vahiy” yoluyla da gelmedi. Geniş ailesinin güzel insanlarından, İsmail ile çıktığımız uzun yolda topladıklarımızdan, yayınladığı kitaplardan, kütüphanesindeki hazineden, nihayet arkasında bıraktıklarından, yani yaşarken dokunduğu her şeyden o kadar çok etkilendim ki, bu çok tekil, bu çok özel insanı keşfetmeye ve anlamaya çalışmak bana “farz” oldu.

Gerçek tek, algılarımız sonsuz.
Yazdıklarım benim algılarımla sınırlı; yani gerçeğin sadece bir kesiri …

Ben Faruk Yalçın ile böyle tanıştım.

Aramıyordum ama buldum; bahtiyarım!

AYDIN YARDIM